28°C
ANKARA HAVA DURUMU28°C Az Bulutlu
İLETİŞİM 0 312 5281010

Araştırma Yazıları

Gelard

Davranışsal Değişim Sebebi: Koronavirüs Dr. Nihal Çoşkun

- +
Davranışsal Değişim Sebebi: Koronavirüs Dr. Nihal Çoşkun

DAVRANIŞSAL DEĞİŞİM SEBEBİ:  KORONAVİRÜS (Görünmeyen Düşman)

Dr. Nihal COŞKUN

MEB Teftiş Kurulu Başkanlığı

Bakanlık Maarif Müfettişi

 

 

 

 

Virüs nedir? Koronavirüs nedir? Davranışsal analizler neyi ifade ederler? Virüs ve davranışsal analizler politikalar ile ne kadar ilişkilidir? İnsan davranışına ilişkin öngörüler bir salgını (pandemi) yönetmemize ne kadar yardımcı olabilir? Hijyen ve davranış kuralları neden bu kadar önemlidir? Virüs nedir? Görünmez düşman nereden çıkmış ve dünya yaşantısını nasıl tamamen ele geçirmiştir?

Virüsler çok küçük organizmalardır. Virüsler protein kaplı bir nükleik asitten oluşmuştur. Bu protein kaplı kılıf içinde DNA ya da RNA taşıyan bir çekirdekten meydana gelirler. Kendi başlarına yaşama ve üreme yetenekleri yoktur. Virüslerin yaşaması için canlı bir hücreye, bitki, hayvan ya da bakterilere ihtiyaç vardır. Virüsler canlı bir hücreye girdiği zaman bulundukları konak hücreyi yok ederek canlı vücudunda hızla çoğalmaya başlarlar. Böylelikle virüsler kendilerini kopyalayarak çoğalır, başka hücrelere gider, dağılır ve çoğalmaya devam ederler. Böylelikle virüsler insan sağlığına düşünüldüğünden daha fazla zarar verirler.

 

 

Koronavirüsler, soğuk algınlığı gibi genellikle hafif ve orta derecede üst solunum yolu hastalıklarına neden olan büyük bir virüs ailesidir. Bununla birlikte, son yirmi yılda üç yeni koronavirüs ortaya çıkmıştır. Çoğu domuz, deve, yarasa ve kedi gibi hayvanlar arasında dolaşan yüzlerce koronavirüs vardır. Bazen bu virüsler insanlara bulaşır ve hastalığa neden olabilir. Örneğin SARS koronavirüsü (SARS-CoV) Kasım 2002’de ortaya çıktı ve ciddi akut solunum sendromuna (SARS) neden oldu. Bu virüs 2004 yılına kadar ortadan kayboldu. Develerdeki bir hayvan rezervuarından iletilen MERS (Orta Doğu Solunum Koronavirüsü) Eylül 2012’de tespit edildi ve lokalize salgınlara neden olmaya devam ediyor. Aralık 2019’da Çin’den ortaya çıkan ve 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın (pandemi) olarak ilan edilen koronavirüs hastalığına COVID-19 neden oluyor. (1)

Koronavirüs hastalığı (COVID-19) yeni keşfedilen bir koronavirüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Yeni koronavirüs (COVID-19), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür. Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirlere ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine yayılmıştır. Koronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Middle East Respiratory Syndrome (MERS) (Orta Doğu Solunum Sendromu) ve Severe Acute Respiratory Syndrome (SARS) (Şiddetli Akut Solunum Sendromu) gibi daha şiddetli hastalıklara kadar solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğu bilinmektedir. Koronavirüs hastalığına COVID-19 neden olur. (2)

 

 

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs’ün etkileri her geçen gün daha da artıyor. Ekonomi ve sosyal yaşam başta olmak üzere tüm sektörler önemli derecede etkilendi ve etkilenmeye de devam edeceğe benziyor. Üç dört aydan beri dünya korona virüsü konuşuyor, bir yandan bu virüsün vereceği zararlar detaylı olarak tartışılırken diğer taraftan bu virüsle savaşmayı öğreniyor. Sınırlar kapatılıyor, uçuşlar durduruluyor, her türlü seyahat yasaklanıyor, izolasyonlar uygulanıyor, çalışma sisteminde personel sayısı azaltılıyor, paket servis hizmeti artıyor, ortak alanlarda bulunulmama ve sokağa çıkmanın yasaklanması gibi birçok tedbir alınıyor. Yüz yüze diplomasi, turizm faaliyetleri ve ticaret neredeyse durma noktasına geldi.

İnsanlar artık yaşamlarındaki birçok etkinliği (iş, okul, alışveriş, iletişim gibi) uzaktan yapmaya başladılar. Aynı zamanda aile bireyleri arasında farklı nedenlerden dolayı azalmış iletişim bu sayede mecburen artmıştır. Kısıtlanmış ortamlarda uzun süreli birlikteliğin bireyler arasında olumsuz davranışlara sebebiyet vereceği de unutulmamalıdır. Sonuçta psikolojik ve zihinsel değişim ile insanların öncelik verdiği sektörler de değişebilir.

 

 

Birçok alanda kısıtlama getirilirken özellikle tarımsal üretim eskisi gibi devam ediyor. Doğal olarak yaşamımızı sürdürmek için devam etmek zorundadır. Bunların hepsi insanların kısa sürede normal yaşamına dönebilmesi için getirilen önlemler paketleridir. İlk bakışta ne olup bittiğini anlamak kolay değildi. Birçoğumuz konunun ciddiyetini anlayamama, ihmalkârlık, farkındalık eksikliği, kurallara, önerilere ve alınan tedbirlere uymama gibi davranış bozukluğu gösterdik. Ülkemizde Sağlık Bakanlığının belirlediği 14 sıkı kurala neden uyulması gerektiği ve neden şüpheli durumlarda 14 (ondört) gün izole olmak gerektiği pek anlaşılamamıştı. Medya üzerinden yapılan açıklama ve uyarılar sayesinde korona virüsün ciddiyetini biraz daha anlamış olduk.

Nedir bu korona virüs riskine karşı 14 kuralı (3)?

Medya sayesinde dünyanın farklı yerlerindeki korona virüsün yayılımı ve ölüm oranlarının takip ediliyor olması ülkemizde toplum tarafından konunun ciddiyeti daha kolay anlaşılmış ve davranış değişikliğine yönelme daha da kolaylaşmıştır. Salgın (pandemi) sürecinin doğru bir şekilde yürütülebilmesi için kurumlar arasında mutlak koordinasyona ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar ülkemizle ilgili gelişmeleri daha sıkı takip eder hale gelerek her gün resmi kanallardan açıklanan sayısal verilere odaklandı. Bu veriler sayesinde korona virüsün ne kadar ölümcül olacağını öğrenmiş olduk. Her akşam konunun ciddiyetini öğrenmek üzere resmi kanallara odaklandık. Toplam test sayısı, vaka sayısı, vefat sayısı gibi bir dizi kriteri takip eder olduk. Bu veriler bize salgının seyri hakkında bilgi verirken davranışsal kanıt niteliği hakkında da bilgi verir oldu.

Davranışsal kanıtlar, büyük davranış değişiklikleri gerektiren tedbirler hakkında faydalı bilgiler sağlamaktadır. İnsanları sosyal uzaklaştırma önlemlerine uymaya teşvik etmekten, yanlış bilgileri ele almaya ve güveni artırmaya kadar, davranışsal ekonomi ve insan psikolojisi bu krizle başa çıkmak için değerli bilgiler verdi.

Politikaların etkili olduğundan emin olmak çoğu zaman insanların bunlara tepkisini öngörmeyi gerektirir. Örneğin paketli bir gıda ürünü üzerindeki içindekiler bilgisi çoğu zaman kâğıt üzerinde etkileyici görünebilir, ancak bu bilgilerin etkinliği insanların nasıl tepki verdiğine bağlıdır. Gıda etiketi hakkında şu tür sorulara cevap bulunmalıdır: Anlaşılır mı? Güvenilir mi? Kullanılabilir mi? Erişilebilir mi? Gıda endüstrisinin daha sağlıklı ürünler üretmesine neden olur mu?

 

 

 

İşte bu sorulara cevap bulduğumuz vakit davranışsal kanıt kavramını da anlamış olacağız. Bundan sonra yapacağımız iş bu soruları araştırmak ve politika yapmak olacaktır. Geliştirilecek politika ise ülkelerin bulundukları ortama ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenecektir.

Davranışsal analizlerin davranışsal ekonomi, sosyal ve bilişsel psikoloji ve antropoloji gibi birçok davranış disiplinlerinin katkısı ile meydana geldiği söylenebilir.  Politika oluşturma bazen insanların gerçekte nasıl davrandıklarını dikkate almayan politikalara tepkileriyle ilgili varsayımlara dayanır. Örneğin tüketiciler bir sözleşme imzalamadan önce veya birçok seçenekle karşılaştıklarında, kendi çıkarları için seçimler yapmaya istekli olduklarında büyük miktarda bilgiyi her zaman analiz edemezler. Davranışsal analizler, insanların politika seçeneklerine nasıl tepki vereceğini öngören deneysel kanıtlar sağlar. Örneğin, elektrikli cihazlardaki enerji etiketini düşünün: enerji ve paradan tasarruf edebilecek ve tüketicinin daha bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olmak için tüketicilerin bu etiketleri anlamalarını sağlamak için enerji tüketimini sunmanın farklı yollarını denemek için davranışsal bilgi kullanılmıştır.

Davranışsal analiz kavramını 4 (dört) adımda incelemek mümkündür:

1-Bilinçlendirme ve eğitim: Tüketici farkındalığı ve yaptırım maddenin özünü oluşturmaktadır.
2-Bilimsel tavsiye: Stratejik ve bilimsel çalışmayı ifade eder.

3-Ülkeler arasında ağ oluşturma ve bilgi paylaşımı: Ülkelerin ilgili makamları arasında ağ iletişimini ve bilgi paylaşımını teşvik eder. Böylelikle ülkelerin davranışsal kavrayışların uygulanması izlenir.
4-Davranışşsal araştırma: Sağlık, sürdürülebilirlik, siber güvenlik ve cinsiyet eşitliği gibi politika alanlarında davranışsal araştırmalardır.

Korona virüs sonrası dünya nasıl şekillenecek ve yaşam nasıl etkilenecek?  Bir öngörü de bulunabilir miyiz?

Virüs sonrası yaşamımızın nasıl şekilleneceğini öngörmek oldukça zordur. Belki de en önemlisi “home office” dediğimiz işe gitmeden evden çalışma yöntemidir. Aynı zamanda kurum ve kuruluşlar da evden çalışmaya hazır olmalıdırlar. Fakat bu yöntem başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Ofis işlerinden sorumlu ücretli ya da kadrolu işçiler ne olacaklar? İşlerini mi kaybedecekler? Ev yaşantımız da ofis/iş odaklı mı olacak? Salgın sonrası dünyada şirketler insan emeğini daha az mı kullanacaklar? İnsan işçilerin yerini yapay zeka mı alacak? Yani bunu şöyle mi düşünmeliyiz. Bilgisayar ve robotlar hastalanmıyor ama insanlar hastalanıyor. Bu sorunlara çözüm bulmak zorundayız yani açıkçası insanların gelişmesine olanak sağlayacak yöntem bulmalıyız. İnsanları ekonomik olarak nasıl koruyabiliriz? Teknolojik işsizlik mi baş gösterecek yoksa?

Bu virüs salgınının gündelik yaşantımızı değiştirdiğine şüphemiz yoktur. Peki bu yaşadıklarımızdan ne kadarı kalıcı ne kadarı geçici olacaktır? Yani bizler ne tür farklılıklara hazır olmalıyız? Ama insanlara ve ekipmanlara yatırım yapılmasının gerekliliği de gittikçe güçlenmektedir.

Koronavirüs ivme kazandıkça enfeksiyon korkusu insan etkileşimlerini de sınırlandırmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak ta elektronik iletişim sistemleri daha sık kullanılabilir olmaktadır. Demek ki bundan böyle kendimizi güncellemeye odaklamamız gereklidir. Bunun adına “geleceği öngörmek” diyebiliriz.

Peki teknoloji her şeyin çözümü olabilir mi? Bir örnek vererek teknolojinin çözüm olup olmayacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Son zamanlarda oldukça popüler olan video konferans teknolojisine bakalım. Video konferans teknolojisinin kullanımı konforlu ve rahat olmasının yanı sıra bu teknoloji kişiler arasındaki iletişimi de kolaylaştırmaktadır. Ancak bu teknoloji vücut dilini ne derecede aktarmayı başarıyor? Hiçbir şey geleceği öngörmekten daha zor değildir. Acaba yeni bir dünya düzeni mi oluşacak?

Kendi ihtiyaçlarımızın kendimizin karşılayacağı bir ekonomi politikası oluşturulacak gibi geliyor. Hijyen kurallarına uymama, sağlıksız ortam, yetersiz gıda ve yeterince izole olamama gibi nedenlerden dolayı insanlar arasında virüsün hızla yayılması gibi tehlikeler hemen kapımızın yanı başında durmaktadır. Artık salgınla birlikte gıda güvenliği gibi alanlarda son derece önemli politika geliştirmeye ihtiyaç olacağı da açıktır. Görünmez düşman bir an evvel kaybol yaşantımızdan…

 

 

 

 

YORUM GÖNDERYorumlarınızı göndermek için alt kısımdaki formu kullanabilirsiniz.