19°C
ANKARA HAVA DURUMU19°C Parçalı Bulutlu
İLETİŞİM 0 312 5281010

Araştırma Yazıları

Gelard

İlme Adanmış Bir Ömür: Fuat Sezgin / Selime Turğut/ Yüksek Lisans Öğrencisi

- +
İlme Adanmış Bir Ömür: Fuat Sezgin / Selime Turğut/ Yüksek Lisans Öğrencisi

“Ben herkesin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım: Öncellerinin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşaklara ve sonrakilere emanet etmek”

El-Bîrûnî

Fotoğraf kaynak: https://www.haberturk.com/prof-dr-fuat-sezgin-kimdir-prdr-fuat-sezgin-in-olum-sebebi-nedir-fuat-sezgin-in-hayati-2473153

Dünyada, Hıristiyanlıktan sonra en çok inanılan din olan İslam dinin hangi aşamalardan geçip bir medeniyet oluşturduğu ile ilgili araştırmalar bugün İslam dininin anlaşılması ve İslam medeniyetinin ilerlemesi için önemlidir. Öyle ki geçmişini bilmeyenler, yolun ortasında hayata atılıp çoğu kez yolunu kaybedenler olmuştur. Geleceğin inşası için tarih bilmek ve sadece bilmekle kalmayıp, bir tarih bilincine de sahip olmak gerekir. Tam olarak burada İslam bilim dünyasının kalbi olarak nitelendirebileceğimiz bir âlim karşımıza çıkmaktadır: Fuat Sezgin. Fuat Sezgin, yaptığı İslam bilim tarihi çalışmalarının yanı sıra; çalışma adabı, milleti için benimsediği idealleri ile de çok önemli bir kişidir.

Yaşamı boyunca birçok zorluk çekmiş olan Fuat Sezgin, 1924’te Bitlis’te doğmuştur.  Babasını küçük yaşta kaybedince, ortaokulu ve liseyi burslu ve yatılı olarak okumak zorunda kalmıştır. Üniversite döneminde mühendis olma sevdasına düşmüştür. Ancak 1943’te akrabalarından biri kendisini İstanbul Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesine götürmeyi teklif etmiş, Sezgin orada, Arapçayı çok iyi bilen bir Alman alim olan Ritter’in seminerine katılmıştır. Ve o gün Ritter’den adeta büyülenmiştir. Artık ne mühendislik ne de başka bir meslek, sadece Ritter’in öğrencisi olmayı arzular. Israrlı ve sebatkâr duruşu ile nihayet Ritter’in öğrencisi olur. Hocasının isteği üzerine 6 ayda 30 ciltlik Taberi Tefsiri üzerinde çalışarak Arapçayı öğrenir. Üniversitedeki çalışmalarına 1960 darbesi ket vurur. Bundan sonra Almanya yılları başlayacaktır. O yıllar için Sezgin şöyle söyler: “Darbe çok çocukça bir şeydi. İnsan çocukların yaptığı hataları affeder. Ben o hatayı affettim. Yıllar sonra 1960 darbecilerinden biriyle karşılaştığımda ona –siz askeri darbe yaptığınız andan itibaren daima sizin yanlış yaptığınıza inandım ve size muhaliftim. Siz her şeyi yanlış yaptınız, ama bir şeyi doğru yaptınız… Bu da beni memleketten çıkarmış olmanızdır- dedim, kıpkırmızı oldu.” Sezgin’in içerisindeki vatan ve millet sevgisini darbe dahi söndürememiş aksine bu sevgisi Almanya’da daha da alevlenmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır”.  Sezgin, idealleri için, gününün neredeyse tamamını çalışarak geçirmiş örnek bir vatanseverdir.

Şu sözleri ile; biz ilim talebelerine örnek olacak çalışma adabından bahsediyor: “Hocamın kaç saat çalıştığımı sorması üzerine ona, 13-14 saat çalıştığımı söyledim. O da bana, -Bu tempoyla bilgin olamazsınız. Eğer bilgin olmak istiyorsanız bunu birkaç saat daha eklemeniz gerekir. Benim hocam Brockelmann günde 24 saat çalışıyordu. Dün daha uzun olsaydı daha çok çalışırdı- dedi. O söz bana öyle çok tesir etti ki, hakikaten 70 yaşıma kadar devam edecek bir tempo yakaladım. O konuşmadan sonra bu yaşıma kadar günde hep 17 saat çalıştım. Şimdi ise tembelliğe başladım, eskisi kadar çalışamıyorum. 17 saatten 3-5 saat azalttık. Sabahları 07.30’da enstitüye ilk giden benim. Saat 18.00’de enstitüden çıkıyorum ve sonra da evde çalışmaya devam ediyorum”.

Burada içe kapanmaktan ziyade, vatanın ve milletin gelişmesi için bilhassa bilim ve ilim insanlarının masa başında vakit harcayıp, okuma eylemi ile zihinlerini terbiye etmeleri gerektiğinden bahsedebiliriz. Henüz gelişmekte olan cumhuriyetimiz için çok çalışmalı ve nitelikli çalışmalar içerisinde bulunmalıyız. Unutulmamalıdır ki bilim insanı, çalışkan, fedakâr, ahlaklı ve cesur olmalıdır. Bunu Sezgin hoca ile görüyor ve öğreniyoruz.

Almanya’da Sezgin, kaybolan ve/veya unutulan bir medeniyeti, aşağılık kompleksi içerisinde bulunan Müslümanlara hatırlatmak ve İslam bilim tarihine hizmetini göstermek adına 1982 yılında Goethe Üniversitesi’nde Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsünü kuruyor. Burada yapılacak çalışmalar daha sonrasında Frankfurt’ta kurulacak İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduracaktır. Bu çalışmalar sayesinde Müslümanların batı medeniyetine ve bugünkü bilimin oluşumuna katkıları görülebilmektedir.

Artık bu çalışmaların vatanına ve milletine de ulaşmasını isteyen Fuat Sezgin’in çabaları ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ilgi ve alakaları ile İstanbul’da İslam Bilim ve Medeniyetler Müzesi kuruluyor. Bu müze hakkında Sezgin, “Müze sayesinde Türkler, mensubu bulundukları medeniyetin ne kadar yüksek olduğunu görecekler; benim ilk hedefim bu. Sonra birçok Müslüman Arap bunu görecektir. Müslümanlarda aşağılık duygusu var, Avrupa medeniyetini yanlış tanıma var, oradaki yerini bilmeme var. Müslümanların içinden, daha ziyade benim milletim içerisinden birçok yaratıcı çıkmasını sağlayacağına inanıyorum” demektedir.

Fuat Sezgin hocanın çalışmaları ile geçmişimiz aydınlanırken, günümüz ve geleceğimiz de ışıldamaktadır. Vefatının sonrasında 2019 yılı, Fuat Sezgin yılı olarak ilan edilmiştir. Şu an birçok bilim kurumunda ve üniversitelerde Fuat Sezgin ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar saygı duyulacak çalışmalar olmakla beraber şu an Fuat Sezgin için yapılacak en değerli çalışma Sezgin’in 45 bin kitabına el koyan Almanya’dan bu kitapları almaktır. Çoğu el yazması olan, Fuat Sezgin’e ait bu kütüphanenin Türkiye’ye getirilmesi ve yarım kalan çalışmalarının Türkçeye çevrilmesi elzemdir. Üstadımıza vefa borcumuzdur. Fuat Sezgin’in bir söyleşide söylediği şu sözler, onun vasiyetini yerine getirebilmek için gereken motivasyonu sağlayacak niteliktedir:

“Benim çocuklarım! Kültür vakıflarını, başkanlıkları, Kültür Bakanlığı’nı sıkıştırınız, kapılarını aşındırınız, hatta kapılarını kırınız! Ne olur şu kitaplarımın tercümesini yaptırınız. Birkaç asırda yazılacak kitabı 60 senede yazdım. Ölmeden önce bunu görmek istiyorum!”

 

YORUM GÖNDERYorumlarınızı göndermek için alt kısımdaki formu kullanabilirsiniz.