9°C
ANKARA HAVA DURUMU9°C Çok Bulutlu
İLETİŞİM 0 312 5281010

Araştırma Yazıları

Gelard

Modern Tarımla Gelen Etik Sorunlar/ Ali Sina Çevik

- +
Modern Tarımla Gelen Etik Sorunlar/ Ali Sina Çevik

Biyoteknoloji ile birlikte gıda güvenliği alanında ortaya çıkacak olan en temel etik ve güvenlik sorunu yabancı gen sorunudur.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte tarım uygulamaları da değişim ve gelişim göstermiştir. Tarımdaki üretim ihtiyacının artması bu gelişmelerin şekillenmesinde rol oynamıştır. Fakat ürün veriminin arttırılması, kaynak tasarrufu, saklama ve nakliye koşullarına dayanıklılık gibi özelliklerin kazanılması için yapılan zirai çalışmalar, bir takım etik sorunları da beraberinde getirmiştir.
Gün geçtikçe artan beslenme ve gıda ihtiyacını karşılamak için, üreticiler ve bilim adamları tarafından çeşitli zirai çalışmalar yapılmaktadır. İlaç kullanımı, genetik manipülasyon, tohum ıslahı gibi. Bu çalışmalardan bazıları, geçici olarak çözüm üretse de gelecekte daha büyük sorunlara yol açabilmesi de söz konusudur. Bu noktada karşımıza bazı etik değerler çıkmaktadır. Tarım, gıda ve sağlık alanında faaliyet gösteren birçok örgüt bu etik değerleri dile getirip tartışmıştır. Örneğin dünya genelinde gıda ve tarım durumunu takip etmek amacı ile kurulan Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından, gıda ve tarım alanında taviz verilmemesi gereken değerler şöyle özetlenmiştir:

1. Gıda değeri: Beslenmek, insanlar için elzemdir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine de dayanarak, insanların gıdaya erişimini sürekli ve güvenli hale getirmek, yöneticilerin görevi olarak tanınmıştır. Bu görevi yerine getir-e-memek ise etik olmayan bir eylem olarak kabul edilmiştir.
2. Gelişmiş refah düzeyi değeri: Hemen hemen her devlet kendi vatandaşının refah seviyesini arttırma ihtiyacının farkındadır. Refahın gelişmesi insanlık onurunu arttırdığı gibi insanların kendine olan saygısının da artmasına sebep olacaktır. Buna ek olarak sürdürülebilir tarım ve kırsal bölgelerdeki kalkınmanın yaşanabilmesi için kırsal kesimin refahını arttıracak politikalar da geliştirilmelidir. Bu, gıda ve tarımın niteliğini arttırmak ve dolaylı olarak dünyadaki açlık ile baş edebilmek için önemlidir.
3. İnsan sağlığı değeri: İnsan sağlığı, açlık ve yetersiz beslenme ile birlikte düşünülemez. İnsanların sağlıklı olması daha verimli ve daha anlamlı bir hayat sürmeleri konusunda önemlidir.
4. Doğal kaynaklar değeri: İnsanoğlu gıda ve değerli kaynak üretmek, hayatta kalmak ve refah düzeyini geliştirmek için doğal kaynaklardan yararlanır. Fakat bu kaynakların bilinçli kullanılıp geleceğinin tehlikeye atılmaması gerekmektedir. (http://www.fao.org/3/x9601e/x9601e03.htm)

Bu değerler yasa olarak belirlenmiş ve üye ülkelerce kabul edilmiştir. Bu yasayı kabul eden ülkeler bu değerleri gözetmenin yanında özetle şunları da kabul etmektedirler:
• Halklarının, kendi yetki alanları dâhilinde, beslenme düzeylerini ve yaşam standartlarını yükseltmek ve korumak,
• Tüm gıda ve tarım ürünlerinin üretimi ve dağıtımında verimlilik artışı sağlamak,
• Kırsal bölgelerin nüfusunu ve şartlarını iyileştirecek politikalar geliştirmek,
• Ve böylece genişleyen dünya ekonomisine ve insanlığın açlıkla olan mücadelesine katkıda bulunmak. (http://www.fao.org/3/x9601e/x9601e03.htm)
1945’te kurulan bu organizasyona 1948 de Türkiye de katılmış ve bu kuralları kabul etmiştir.
Türkiye’de gıda ve tarım alanındaki etik sorunlar üzerinde akademik tartışmalar çoktandır yapılıyor olsa da 2010’lu yıllardan itibaren tarım politikalarında, etik anlamda adımlar atılmıştır. Hem tüketicinin hem de üreticinin bilinçli davranması gerektiği anlayışı ile atılan adımlar, güvenlik, sağlık ve verimlilik gibi konularda ilerleme kat edilmesini sağlamıştır.
Üretimin yanında pazarlama aşamasında da çözülmesi gereken etik sorunlar vardır. Örneğin, pazarlama ve dağıtım alanında yapılan, karpuzları küp şeklinde büyüterek nakliye alanında yer ve enerji tasarrufu sağlamak, kalın kabukları sayesinde darbeye görece dayanıklı muzlar yetiştirmek gibi bazı uygulamaların faydası olsa da tür çeşitliliğini ve ürün sağlığını tehlikeye sokmaması açısından, bilinçli yapılması elzemdir. Kuşkusuz pazarlama ve satış alanında karşılaşabileceğimiz etik sorunlar bunlardan ibaret değildir. Üreticilerin, sattıkları ürün ile alakalı, tüketiciyi aldatmaya yönelik uygulamalarının da birçok etik ihlal içerebileceğini görüyoruz. Sağlığa zararlı kimyasallar içerdiği halde bunun saklanması, ürünün içeriğine yönelik yanıltıcı ambalaj bilgisi gibi durumlar da söz konusudur. Bu konularda yapılacak denetimler ve yaptırımlar, insan sağlığı ve gıda-tarım üretiminin geleceği için oldukça önemlidir.
Öyle görünüyor ki gelecekte etik sorunlar çeşitlenerek çoğalacaktır. Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) belirgin etik sorunlarla karşılaşacağımız alanlardan birisidir. Buna bir örnek olarak, şirketlerin veya ülkelerin tohumların tekele alınmasına yönelik genetik manipülasyonlar verilebilir. Devamlılığını ancak tohum ile sağlayabilecek olan tarım ürünlerinin; bir kişinin, bir kurumun veya bir devletin tekelinde olması, telafisi mümkün olmayan hukuksal ve etik sorunlara yol açabilir. Bu konuda üretim ve pazarlama sektörünün, tarım ürünlerini sadece “ticari mal” olarak değil, eski çağlardan bu yana yapılan ıslah çalışmalarının mirası ve gelecek nesillerin bir emaneti olarak görmesi gerekir.
Biyoteknoloji ile birlikte gıda güvenliği alanında ortaya çıkacak olan en temel etik ve güvenlik sorunu ise yabancı gen sorunudur. Yabancı gen, organizmaların doğal ebeveynleri dışındaki kaynaklardan alınan gen demektir. Üreticilerin ve bazen de tüketicilerin talebi doğrultusunda çoğunlukla başvurulan gen aktarımı, mikroorganizmaların moleküler düzeyde manipüle edilmesinden başka bir şey değildir. Çünkü çoğunlukla mikroorganizmalara başka bir bitkiden veya hayvandan alınan genlerin yerleştirilmesi yöntemi kullanılarak bu değişimler gerçekleştirilmektedir. Son tahlilde bu durum, bizlerden oluşan son tüketicinin sağlığını tehdit eden bir şekilde sonuçlanmaktadır.
Buraya kadar aktarılanlardan da anlaşılacağı gibi; gıda teknolojilerinin etik ve güvenlik denetimi çok önemli bir kamu yararı alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan doğasının dönüşümünü ve değişimini etkileyebilecek olan bu risk alanının etik ve hukuksal düzenlemesinin, bilimsel özerklik ve özgürlük alanını zedelemeden, kontrol altına alınması gerekmektedir.

YORUM GÖNDERYorumlarınızı göndermek için alt kısımdaki formu kullanabilirsiniz.