ANKARA HAVA DURUMU
İLETİŞİM 0 312 5281010

Araştırma Yazıları

Gelard

Tamgaç Han İbrahim Medresesi/ SelimeTurğut YL Öğrencisi/ Gazi Üniversitesi

- +
Tamgaç Han İbrahim Medresesi/ SelimeTurğut  YL Öğrencisi/ Gazi Üniversitesi

Tamgaç Han İbrahim Medresesi

SelimeTurğut

Eğitimin Sosyal ve Tarihi Temelleri Yüksek Lisans Öğrencisi/ Gazi Üniversitesi

 

Eğitim, insanlığın başlaması ile varlığını oluşturmuştur. Bugünkü anlayacağımız şekilde kurumsal bir eğitimden bahsedemesek de enformel eğitim ile sıkça karşılaşmaktayız. Formel eğitim diye bildiğimiz günümüz eğitim anlayışı ise, Orta Çağ Avrupa’sının yaşamış olduğu “aydınlanma” ile gerçekleşmiştir. Hristiyanlıkta yaşanan reformasyon ve aydınlanma sonrasında kiliselerin itibarı zedelenmiştir. Artık insanlar kilisenin tahakkümü altında değildir. Kiliselerin sosyal değerler inşa eden bir kurum olması ve artık insanların kiliselere olan bağlılığının son bulması ile beraber sosyal değer üretiminde bir bocalama süreci başlamıştır. Burada devreye ise “devlet” kavramı girmektedir. Artık insanlara yeni değerler üreten, sosyal yapı, siyaset ve devlet-halk ilişkilerini yeniden üreten kurum devlet olmuştur. Haliyle bu değer ve düşünceleri halka ulaştırmak için devletin himayesinde eğitim kurumlarının kurulması ve yaygın eğitimin gerçekleşmesi süreci başlamıştır. Burada da ibadethanelerde başladıkları eğitimlerine sonrasında ibadethanelerini eğitim kurumlarına dönüştürerek devam etmiştir: Paris Üniversitesi’nin köklerinin Notre Dame Psikoposluk okuluna dayanmasıdır.

Doğu’daki eğitim anlayışı Batı’ya göre farklıdır. Çünkü Batı’da menfaat üzerine kurulmuş bir dini kurumun yıkılması söz konusu iken Doğu’da menfaatlerin dinin önüne geçmesini engellemek için “doğru din” anlayışını halka özümsetme çabaları mevcuttur. Batı’da cennetten arsa satmaya çalışan bir zümre, Doğu’da hakikate ulaşma şevki… İslamiyet’in geniş coğrafyalara yayılması ile bir sorun ortaya çıkmıştır: dini doğru anlamak ve öğretmek. Bunun için yine eğitim kurumlarına ihtiyaç duyulmuştur. Bu durum cami ve mescitlerin yanlarına medrese açarak baş göstermiştir.  Fas, Şam ve Mısır gibi bölgelerde, medreseler cami ve mescitlerin yanlarında kurulmuştur. Teşkilatlanma ve işlev bakımından da cami, mescit ve medreseler arasında bağıntı vardır. Öyle ki kimi zaman medreseler, ibadethane olarak da kullanılmıştır.

Okumak, tahsil yapmak anlamına gelen derâse (درس) kökünden gelen Medrese (مدرسه) ders okutturulan eğitim-öğretim görülen yer, mektep, darül ta’lim olarak tanımlanır(Sami, 2015). İlk medresenin nerede, kimler tarafından kurulduğuna dair net bir bilgi olmamakla beraber, kuruluşu ile ilgili birçok görüş beyan edilmiştir.

Yapılan araştırmalarda İslam ülkelerinde açılan medreselerin, yer ve zaman olarak farklılık gösterdiği görülmüştür. Bu yüzden tam bir netlik olmamakla beraber medreselerin Horasan ve Maveraünnehir bölgelerinde kurulduğu ön görülmektedir. Buradaki medreseler, eğitim kurumu olarak bilinmekle beraber, ibadethane olarak da kullanıldığı bilinmektedir. (Gelişli, 2005).

Medreselerin yine kuruluşunda diğer mezheplerin propaganda amacıyla açtığı Dar’al İlm’lerin de etkili olduğu söylenmektedir. Bu propaganda okullarından Sünni gruplar da etkilenmiştir. Hicri 400 yılında Al-Hâkim, Kahire’de Sünni Dar’al İlm kurmuştur. Kurulan bu kurum uzun süreli olmamıştır. Fakat medreselerin bu kurumlardan etkilenerek oluştuğu belirtilmektedir. Nihayetinde dini propaganda üretimi, vakıf şartlarının aynı olması, kütüphanelerinin olması ve çoğu zaman memur yetiştiriyor olması bu durumun kanıtı niteliğindedir. (Taşdemirci, 1989).

  1. Karahanlı Devleti’nde Medrese

Karahanlılar, ilk Müslüman Türk topluluğu, Uygurların bir kolu olan Yağmalar tarafından vücut bulmuştur. Satuk Buğra Han İslamiyet’i kabul etmesinden sonra amcası ile girdiği taht mücadelesini kazanmış ve hüküm sürdüğü yerlerde de İslamiyet’i yaymaya başlamıştır. İslamiyet’i resmi din olarak kabul etmiştir.

İslamiyet’in kabulü ile Karahanlılar yeni bir uygarlığa geçiş yapmıştır. Yeni bir uygarlığa geçişin getirisi olarak kültürün de değişmesi olağan olmuştur. Bu dönemde Türkler, sözlü kültürden yazılı kültüre, göçebelikten yerleşik toplum düzenine geçmeye başlamışlardır. Ahmet Yesevi ve onun gibi diğer bilginlerin, yerleşik yaşama geçen Türkler üzerinde hiç şüphesiz ki önemli etkileri olmuştur. Toplumsal yapı ve eğitim, bilginler yoluyla geniş halk kitlelerine aşılanmaya başlanmış ve büyük bir değişim süreci içine girilmiştir (Doğan, 2010).

Yerleşik hayata geçiş ile Türklerin yaşamlarının her alanında değişiklikler baş göstermeye başlamıştır: mimari, sanat, eğitim, bilim, siyaset. Harezm, Taşkent, Semerkant, Buhara gibi kentler bilimin, eğitimin ve sanatın merkezleri haline dönüşmüşlerdir. Farabi, Uluğ Bey, İbn-i Sina, Kaşgarlı Mahmut gibi dönemin önemli düşünürleri bu kent merkezlerinde yetişmişlerdir.

İslam dininin eğitime atfettiği önemden dolayı, Türk toplulukları da İslamiyet’e geçişten sonra eğitim alanına yönelmiş, bu alanı geliştirecek çalışmalarda bulunmuşlardır. Başlangıçta eğitim ve öğretim cami ya da mescit gibi ibadet odaklı mekânlarda tesadüfi bir şekilde gerçekleşmiştir. Ancak bu durum eğitim ve öğretimin gerçekleşmesinde problemler oluşturuyordu.

Bu sırada taht kavgaları baş göstermeye başlamıştır. 1041 yılında Tamgaç Han İbrahim, Maveraünnehir’i ele geçirmiş ve Semerkant başkent olmak üzere Batı Türk Hakanlığını kurmuştur. Tamgaç Han İbrahim, ülkesini adil ve hakkaniyetli bir şekilde yönetmiştir(Hunkan, 2007). Eğitime de önem vermiştir. Bunun en büyük kanıtı da 1066 yılında Semerkant’ta kurduğu Tamgaç Han İbrahim Medresesidir. Bazı kaynaklara göre ise bu medrese, ilk modern Türk Üniversitesi olarak adlandırılır. Hanefi mezhebi itikadına göre uygulanan eğitim ve öğretim programına sahiptir.

  1. Tamgaç Han İbrahim Medresesi

 

Tamgaç Han İbrahim Medresesinin Memtzeva tarafından yapılan cephe ve kesiti (Esin, 1979)

Karahanlılar eğitim yoluyla halkın bilim seviyesini yükseltme, bilim ve siyaset insanı yetiştirmeye önem vermekle beraber medreseleri kurma ve yaygınlaştırmada başka iki amacı daha vardı. Bunlar:

  1. Medreseler ile Türkleri yeni dinlerini daha çabuk benimsetmek ve dini bilgilerin doğru verilmesini sağlamak
  2. Mevcut coğrafyada hızla yayılan diğer mezheplere karşı Sünni Hanefi mezhebini öne çıkarmaktır.

Karahanlılar da bu amaçlar ile medreselerin, camilerin inşa edildiği bir ülke haline gelmiştir. İslam tarihinde ilk kurulan medrese denince akla Nizamiye Medreseleri gelse de Tamgaç Han İbrahim’in Semerkant’ta vakıf tarzı yaptırdığı medrese ilk olma özelliği taşır (Divitçioğlu, 1992).

  1. B. Nemzova 1969-1972 yıllarında Semerkant, Şah-ı Zinde yolunda yapmış olduğu kazılarda çok önemli kalıntılara ulaştı (Esin, 1979). Bu medresenin avlusu 45 x 55 metrelik küçük eyvanlardan oluşmaktaydı. Bu avlulara, iki köşe kubbesi inşa edilecek şekilde medrese için plan yapılmıştı. Böylece eyvanlı medresenin ilk örneği ortaya çıkmış oluyordu. Dört koldan tonozlarla çevrilmiş küçük kubbesi girişte dikkat çeken başka bir özellikti (Aslanapa, 2002). Semerkant’ta Demirkapı dolaylarında Tamgaç Han İbrahim tarafından kurulan medrese, İslam tarihinde resmi olarak öğrenciye burs veren ilk kurumdur (Bilhan, 1982 ). Bu medresede birçok önemli hocanın ders vermesinin yanında o dönem için önemli ve ünlü bir kurumdur.

Aslında medresenin yapıldığı alan bir külliye olup öğrenci yurdu, kurraların ve halkın Kur’an okuyabilmesi için bir derslik, ahalinin edeple ilgili yeteri kadar bilinçlendirilebilmesi için müstakil bir derslik, bilimsel araştırmaların yapılabileceği salonlar, darülmezra (hastane), cami ve Tamgaç Han İbrahim’in defnedildiği meşhedden oluşmaktadır (Hunkan, 2007 ).

Tamgaç Han İbrahim Medresesinin Memtzeva tarafından yapılan planlaması (Esin, 1979).

Medresenin bölümleri ise şu şekildedir:

  1. Cami
  2. Akademik araştırma ve incelemelerin yapılabileceği laboratuvar, salon ve odaları
  3. Kütüphane
  4. Kur’an ilminde üstat olmuş kurmaların ve halkın Kur’an okuyabilmeleri için müstakil bir bölüm
  5. Halkın edep ve adab-ı muaşeret kurallarını öğrenmesi için kurulmuş ayrı bir derslik
  6. Öğrencilerin kalabileceği yatılı bir yurt
  7. Çeşitli ihtiyaçlar için küçük odalar
  8. Külliye için teneffüs mekânı hükmünde, tören ve farklı etkinliklerin yapılabileceği bir avlu.
  9. Geniş bir bahçe
  10. Medrese; talebe odaları, aşyeri, tuvalet, banyo gibi diğer bölümlerden oluşmaktaydı (Esin, 1979).

Tamgaç Han İbrahim tarafından yıllarca varlığını sürdürebilsin diye birçok varlığını vakfedilmesi ile medrese yıllarca hizmet edebilmiştir. Tamgaç Han İbrahim’in vakfettiği mülkler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Semerkand Soğd Çarşısındaki Mülklerin Gelirleri:
  • Dört avlulu bir han, beş ev, üç salon, üç koridor, beş teneffüs odasını içeren hanın tamamı
  • Üç dükkân
  • Sekiz küçük lojman ve küçük evler ve on beş koridor, on beş teneffüs odası, iki tuvalet binasını içeren hanın tamamı
  • Dört dükkân
  • Çift katlı bir ev ve üstünde ve etrafındaki muhtelif oda ve salonlar
  • Erkekler Hamamı adı ile bilenen hamamın tamamı
  • Semerkand Yakınlarındaki Bazı Köylerdeki Mülklerin Gelirleri:
  • “Akire” köylülerinin evlerinin tamamı
  • Tiraz ve Kerem’in evi
  • Ekili dikili araziler
  • Carmad Köyündeki arazi
  • Ankerker köyleri

Görüldüğü üzere Tamgaç Han İbrahim, medresenin uzun yıllarca bulunduğu yere İslam’ı ve ilmi yayması için elinden geleni yapmıştır.

Medresenin eğitim programına bakıldığında Hanefi mezhebine göre şekillenmiştir. Bu şekilde birçok İslam âlimi yetişmiştir. Kurulan bu medrese ile cemilerden hariç yüksek tahsil yapan öğrencilerin barınması sağlanmış, mevcut coğrafyadaki diğer mezheplerin propagandası engellenmiştir. Vakıf gelirleri ile medrese kendi bağımsızlığını sağlamış, dönemin siyasi politikalarından etkilenmemiş ve bağımsız bir kuruluş olmuştur. Bu şekilde hiçbir ideolojiye bağlı kalmadan sadece İslam’a yani “Hakikat”e hizmet etmiştir.

Medrese arsasının uygun alanlarına ağaç dikilmesinin vakıf senedine eklenmesi, günümüzde bile eşine az rastlanan ileri bir düşüncenin ürünüdür. Buğra Han İbrahim Medresesi başta olmak üzere Buhara ve Semerkant medreseleri edebiyat, felsefe, İslam hukuku alanında birçok düşünür, müçtehit, bilim adamı yetiştirmiştir. İslam hukukçusu Serahsi, İslam bilgini Farabi, Türk bilgini Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacib en meşhurlarındandır.

Kaynaklar

  1. Bilhan, S. (1982). 900 Yıllık Bir Türk Öğretim Kurumu Buğra Han Tamgaç Medresesi Vakıf Belgesi.
  2. Divitçioğlu, S. (1992). Nasıl Bir Tarih Kök Türkler, Karahanlılar.
  3. Doğan, İ. (2010). Türk Eğitim Tarihinin Ana Evreleri. Kurumlar, Kişiler ve Söylemler.
  4. Esin, E. (1979). Böri Tigin Tamgaç Buğra Kara Hakan İbrahim’in (1052-1068) Samarkand’da Yaptırdığı Abideler.
  5. Gelişli, Y. (2005). On Dokuzuncu Yüzyılda (Osmanlı Devleti’nin), Bağdat ve Yemen Vilayetlerinde Medreselerin Açılma Gerekçelerine İlişkin İki Belge.
  6. Hunkan, Ö.S. (2007). Türk Hakanlığı (Karahanlılar).
  7. Sami, Ş. (2015). Kâmûs-ı Türkî.
  8. Taşdemirci, E. (1989). Nuriye Medreselerinin Türk Ve İslam Eğitim Tarihindeki Yeri.

 

YORUM GÖNDERYorumlarınızı göndermek için alt kısımdaki formu kullanabilirsiniz.